İçeriğe geç
Konya Çizgi

Gündelik hayata farklı açılardan bakış

Psikoloji 3 dk okuma Bora Erensoy

Öğrenmeyi sessizce engelleyen beş inanç

İlerlemenin önündeki engel her zaman zaman ya da kaynak değildir. Çoğu zaman sorgulanmamış birkaç cümle işi baştan bitirir.

Bir öğrencinin ilerlemesini engelleyen şey her zaman zaman yokluğu ya da kaynak eksikliği değildir. Çoğu zaman engel, kişinin öğrenmeye ve kendine dair taşıdığı, hiç sorgulamadığı birkaç cümledir. Bu cümleler açıkça dile getirilmez; davranışın arkasında sessizce çalışır. Zorlanınca vazgeçmek, belirli derslerden uzak durmak ya da hiç başlamamak bu inançların görünen yüzüdür.

"Ben bu işe yatkın değilim"

En yaygın engelleyici inanç, yeteneği doğuştan ve sabit bir miktar olarak görmektir. Bu bakışa göre insan ya matematikçidir ya değildir, dil kulağı ya vardır ya yoktur. Böyle düşünen kişi için zorlanmak, bir bilgi eksikliğinin değil bir sınırın işaretidir. Dolayısıyla ilk ciddi zorlukta çabayı sürdürmek anlamsız görünür; çünkü çaba, yetenek yoksa boşa gidiyordur.

Oysa zorlanma, öğrenmenin arızası değil olağan hâlidir. Yeni bir beceri edinilirken akıcılık en son gelir; başlangıçta her şey hantal ve yorucudur. Zorlanmayı bir sınır işareti değil, henüz otomatikleşmemiş bir aşamanın habercisi saymak, aynı durum karşısında bambaşka bir davranış üretir.

"Anlamışsam bir daha çalışmama gerek yok"

İkinci inanç, anlamak ile hatırlamayı aynı şey sanmaktır. Bir konu anlatıldığı anda gayet açık gelir; adımlar mantıklıdır, sonuç yerine oturur. Bu netlik, kalıcılık garantisi değildir. Anlaşılan bir konu tekrarlanmazsa günler içinde erir ve geriye yalnızca "bunu biliyordum" hissi kalır. Sınavda ortaya çıkan boşluk çoğu kez anlamamaktan değil, anladıktan sonra hiç dönmemekten doğar.

"Doğru yöntemi bulursam iş kolaylaşır"

Üçüncü inanç daha masum görünür ama çok zaman yer. Kişi yöntem arayışına girer; program şablonları inceler, teknik videoları izler, yeni defter düzenleri dener. Arayışın kendisi çalışmak gibi hissettirir. Gerçekte yöntemlerin çoğu birbirine yakın verim sunar ve asıl farkı düzenli uygulama yaratır. Vasat bir yöntemi altı hafta sürdürmek, mükemmel bir yöntemi altı gün denemekten daha fazla iş görür. Yöntem arayışı bazen ertelemenin kibar biçimidir.

"Hata yapmak öğrenmediğimi gösterir"

Dördüncü inanç, hatadan kaçınmayı hedef hâline getirir. Bu kişi kolay sorulardan hoşlanır, çünkü kolay sorular hata riskini düşürür. Böylece çalışma, bilineni pekiştiren rahat bir döngüye sıkışır. Oysa ilerleme, sınırın hemen ötesindeki zorlukta gerçekleşir ve orada hata kaçınılmazdır. Hatayı bilgi kaynağı olarak görmek, aynı çalışma saatinden çok daha fazlasını çıkarır.

Beşinci inanç ise "geç kaldım" cümlesinde toplanır ve geçmişe bakıp bugünü değersizleştirir. Yıllar önce ihmal edilmiş bir temel, bugünkü çabanın anlamsız olduğuna dair bir gerekçe hâline gelir. Bu gerekçe rahatlatıcıdır çünkü sorumluluğu geçmişe devreder. Fakat eksik temel kapatılabilir bir şeydir ve kapatma işi, geç kalınmış hissiyle uğraşmaktan çok daha az zaman alır. Kaçırılmış yılları saymak yerine önümüzdeki üç ayda ne yapılabileceğini hesaplamak, aynı enerjiyi çok daha verimli bir yere yöneltir.

Çevrenin cümleleri

Bu inançların bir kısmı kişinin kendi deneyiminden değil, çevresinden gelir. "Bizim ailede kimse sayısalcı değildir" ya da "sen zaten sözelcisin" gibi iyi niyetli cümleler, yıllar içinde kimliğin bir parçası hâline gelir. Bir kez benimsendiğinde artık sınanmaz; kişi o alandan uzak durduğu için aksini gösterecek bir deneyim de hiç yaşanmaz. İnanç kendi kanıtını üretir.

Bunu kırmak için büyük bir kararlılık gerekmez. Kaçınılan alanda küçük ve tamamlanabilir bir iş seçmek yeterlidir; bitirilen tek bir bölüm bile "hiç yapamam" cümlesini yumuşatır. Öğrenmede en değerli ilerleme çoğu zaman bir yöntemle değil, kendisiyle ilgili bir cümleyi gözden geçirmekle başlar.

Bu inançların hiçbiri kötü niyetten doğmaz; çoğu, geçmişteki bir deneyimin fazla genelleşmiş hâlidir. Bir sınavda alınan kötü not, zamanla "ben bu işi beceremem" cümlesine dönüşür. Bunları değiştirmenin yolu kendine olumlu cümleler tekrarlamak değil, inancın öngörüsünü küçük bir denemeyle sınamaktır. İki hafta boyunca kaçındığınız derse günde yirmi dakika ayırın ve ilerlemeyi yazılı olarak takip edin. Elde edilen somut kayıt, çoğu zaman inancın kendisinden daha ikna edicidir.